mardinin kurtuluşu

Önemli tarihi olayları ve şahsiyetleri buraya yazabilirsiniz!...

mardinin kurtuluşu

Mesajgönderen vuslat » 03-06-2007 22:09:47

Geçmişi aydınlık tüm medeniyetlere ev sahipliği yapmış yaşayan tarihi ilimiz Mardin, yüzyıllar boyu çeşitli dinlere ve dillere mensup halkların bir arada barış ve güven içinde yaşadığı bir vatan parçası olmuş ve daha nice yıllar öyle kalacaktır.

Gizli antlaşmalarla Anadolu ve Trakya’yı paylaşmakta olan düşmanlarımız Osmanlı devleti ile 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros ateşkes antlaşmasını imzalamıştır.

Bu antlaşma bir ateşkesten ziyade teslim alma ve teslim olma antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre düşmanlarımız ülkemizin birçok yerini işgal etme hakkını kazanmanın yanı sıra diğer vatan topraklarımız yada kendi kontrollerinde sömürgeler oluşturulmasına zemin hazırlamaktadır.

Mardin’in kurtuluşu dünya savaş tarihine zekânın ve kararlılığın mücadelesi olarak geçmiştir. Mardin’in kurtuluşunun politik zekâsı ile kan dökmeden acılar yaşamadan elde etmiştir.

Şehir önce İngilizler tarafından alınmak istenmiş, şehrin kolaylıkla teslim alınacağını düşünen İngiliz komutan ”Nüel” Mardinlilerin mukavemeti karşısında hayal kırıklığına uğrayarak geri dönmek zorunda kalmıştır.

Bu çabanın sonuçsuz kalışını müteakip Mardin’de Kuva-i Milliye tarzı bir örgütlenme için hızlı adımlar atılır. Çünkü 1919 da Londra’da imzalanan bir itilafname gereği Fransızlar Mardin ve civarını işgal için yola çıkmışlardır.

Bunun üzerine Mardin inin ileri gelenlerinin seçip, Erzurum kongresine gönderdikleri, iki temsilci büyük komutan Mustafa Kemal’den, aldıkları direktiflerle Mardin’e dönerek, halkı örgütleyip büyük bir mukavemet grubu oluştururlar.

Bu gönüllüler grubu çoğunlukla yaşlılar, kadınlar ve askere alınmayan gençlerden oluşmaktaydı. Zira eli silah tutan Mardinlilerin çoğu o sırada yurdun istiklali için muhtelif cephelerde savaşmaktaydı.

Her türlü imkânsızlıklarla da savaşan Mardinlilerin şehirlerini düşman birliklerine teslim etmemek için göstermiş oldukları cesaret takdire şayandır.

Şehre istasyon civarından girecekleri, öğrenilen Fransızların karşısına, Yarbay Eyüp bey komutasındaki ölümüne bağımsızlık düşüncesi ve inancı ile çıktı Mardinliler.

Şehirde mevcut, yüreği vatan sevgisi, iman gücü ile dolu az sayıda hemşehrimizi gören ve şehri kolaylıkla zapt edeceğini düşünen, bu sebeple yanına sadece iki subay ve kaleye çekilmek üzere aldığı bayrakla gelen, Fransız komutan Norman ve askerleri gördükleri inançlı, mukavemet grubundan ürkerler.

Bu korkusunu belli etmemeye çalışan Norman, hükümet konağında şehri teslim alma düşüncesini, dinlendirmekle yetinmek zorunda kalır.

Ancak; Mardinlilerden aldığı cevap kesin dönüş kararı almasına sebep olur. İnanmış ve gerekirse ölümüne karşı koymaya hazır Mardinlilerin cevabı;

“Norman bilsin ki burası Suriye’nin bir parçası değil,

Yüzyıllar boyunca türkün malı olmuş, bundan sonrada Türk’ün malı kalacak bir Türk şehridir.

Mardin’i teslim alma fikrini aklından çıkarsın, şehri zor kuvvetiyle de alabileceğini sanmasın. Tüm şehir ve çevresi tutulmuştur. Şehirde tek canlı kalıncaya dek savaşacağız denir.”

Mardin’i alıp Diyarbakır’a yönelmeyi düşünen Fransızlar, bu niyetlerinden de vazgeçerek, geri dönmek zorunda kalırlar.

Muharebe meydanlarında bileğimizi bükemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, bizi bize kandırarak amaçlarına ulaşmayı gaye edinmişlerdir.

Bu gayelerine ulaşmak için, dil, din, ırk ve mezhep ayrılıklarını bahane ederek aramıza nifak sokmaya çalışmışlardır.

Ancak milletimiz bu oyunlara gelmeyecek, birlik ve beraberlik içinde toprağına, bayrağına, dinine, diline ve devletine sahip çıkacaktır.

Böylelikle vatanımızı parçalamaya bizleri esir yaşamaya mahkûm etmeye, çalışan düşmanlarımız ve onların zavallı iş birlikçileri, her zaman olduğu gibi bir kez daha hüsrana uğrayacaktır.

Bugün içinde bulunduğumuz barış ve huzur ortamını sağlamak, namus ve şerefimizi korumak için, canlarını seve seve veren, tüm aziz şehitlerimizi ve bu uğurda ömürlerinin kalan kısmını sakat geçiren gazilerimizi, rahmet ve şükranla anıyoruz.

Cumhuriyet devletini kuran, bu millet bağımsızlığa olan bağlılığını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. En zorlu mücadele ise Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu aşamasında olmuştur.

”Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir.”Diyen Atatürk fikri ne olursa olsun, diktatörlüklere itilaf ve itibar etmemiş, yeni Türkiye için uygulanabilir tek model ve siyasal rejim olarak batı Avrupa’nın çok partili parlementer sistemini seçmiştir.

Kurtuluş savaşının en zor günlerinde kararların mecliste alınmasına büyük özen gösteren ulu önder, ulusal iradeye olan saygı ve inancını şu sözlerle dile getirir;

”devlet ve milletin geleceğine milli irade etken ve hâkimdir. Ordu bu milli iradenin hizmetindedir. Ordu milletin irade ve isteğine uymayanların karşısındadır.”Demiştir.

Atatürk yaşamı boyunca demokratik rejimi kurmak için uğraşmış her türlü güçlüğü yenmiş, tamamlanmasını ve idame ettirilmesini siz yeni kuşaklara emanet etmiştir.

”Milli azim ve bilincin kıymetli eseri olan değerli cumhuriyetin bugünkü ve yarınki neslin demir ellerinde her an yükselip sağlamlaşacağına güvenim tamdır.”Demiştir.

Bütün dünya bilsin ki istiklal ve cumhuriyetimize halkımızın birlik ve bütünlüğüne, vatanın bölünmezliğine, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetine yönelecek her türlü tehdit,21 Kasım 1919 da olduğu gibi bugünde karşılarında kahraman Türk silahlı kuvvetlerini bulacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti; büyük Türk milletinin öz ve değerli malıdır. Kıymetli evlatlarının elinde daima yükselecek sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.

Bu güzel vatanın ve cumhuriyetimizin kurucusu, büyük insan Mustafa Kemal Atatürk’ ü, bu dava için canlarını veren şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla anıyoruz.
Kullanıcı avatarı
vuslat
 
Mesajlar: 216
Kayıt: 31-12-2005 01:00:00

Dön Tarih Köşesi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron