gönderen mavera » 25-11-2005 15:34:50
BİR GÜL CEMRESİ
BEKLİYORUZ...
Örtün, üstümü örtün!..
Yüreğim üşüyor
Gülden
ayrı düşen yüreğim, buz dağına döndü, üşüyorum
Kanadı kırık sevdâların şehbâl açtığı
yüreğimde, Gül Yetimlerinin hüznünü bölüşüyorum
Örtün, üstümü örtün!..
Üşüyor yüreğim
Yüreğimi gül yaprağıyla örtün ki, her yanımı Gül kokuları bürüsün...
Gül esintileriyle handân olan yüreğim, âteş-i aşka düşüp Gülün gölgesinde yürüsün... Rûhum
gülistana dönerken; yüreğim Gül aşkıyla kavrulsun ve Muhabbetullahın âsûde ikliminde
inşirâh bulsun
Örtün, üstümü örtün!..
Yüreğim üşüyor... Gülün nefesiyle kor
hâline gelen bir ateş düşsün ki yüreğime, ılık bahar meltemlerinin getirdiği ebr-i nîsan ile
kalbimdeki buzlar kelep kelep çözülsün
Kalplerden taşıp, göz pınarlarından çağlayan Gül
kokulu şebnemler, rahmet olup yanaklardan süzülsün... Erisin Gül Cemresiyle yürek
yaylasındaki karlar... Yıllardır beklediğimiz bu son cemreyle kalbimize demir atsın cennet-âsâ
baharlar...
Üşüyor yüreğim
Bir bahar tebessümüdür
özlediğim
Bir Gül Cemresidir beklediğim
Cân evime öyle bir cemre düşsün ki, yüreğim sevgi
çerâgıyla gönül hâline gelsin
Gönüldeki sevdâlar, cezir vakti kanat çırpan bir ak güvercin
olup Mâverâya yükselsin
Kalpteki masivâ ateşi sönsün... Kıbleden gelen ışığın İlâhî
tecellîsiyle süveydâ-i kalp nûra dönsün
Hakkın inâyetiyle; beşeriyeti varlık bestesine
kavuşturan, insanlığı kendi fıtrat yüzüyle tanıştıran ve Âdemoğlundaki muhabbeti, Muhammedî
sevdâlarla buluşturan bir Gül Cemresi düşsün yüreğimize...
Bir Gül Cemresi bekliyoruz
Kalplerin, Sonsuz Nûrun rehberliğinde yeniden hayat bulması için
Yüreğimizdeki her
hücrenin besmeleyle yeniden kendine gelmesi için
Güle sevdâlanan ve İlâhî aşkla yanan
gönüllerin yeniden yaratılış sırrında karar kılması için... Ve nihâyet sonsuzluk nağmelerini idrâk
eden Güle pervâne sînelerde gülün herdem canlı kalması, ruhların ebediyyen gülmesi için, bir
fasl-ı ganîmet olan Gül Cemresi bekliyoruz
Bir Gül Cemresi
bekliyoruz
O cemre ki, İlâhî sevdânın nûruyla gönüllerimizi
gül-deste eden, efsûnkâr güzelliklerle kalplerimizi dil-beste eden bir muhabbet fermânıdır... O
cemre ki, yüreklerimizdeki küllenmiş sevdâları kor hâline getirip tutuşturan, gönüllerimizdeki
firkât ateşini rahmet deryasına kavuşturan, Kevser akan, Gül kokan güzelliklerle hissiyatımızı
buluşturan bir vuslat çağlayanıdır... O cemre ki, dilin söyleyemediğini anlatan, sözün ifâde
edemediğini âşikâr eden bir Hüsn-ü Aşk destanıdır... O cemre ki, Hz. Âdemin niyâzı, Hz.
İbrahimin duâsı, Hz. Îsanın müjdesi, Hz. Âminenin rüyâsı olup, Levlâke levlâk... sırrının
tercümânıdır
Hülâsâ o cemre, gönül yaralarımızın Gül mushaflı dermanıdır....
Bir Gül Cemresi bekliyoruz
Gül Cemresi düşen
yürekler; hidâyet bularak hayâtiyet kazanır, kıyısı olmayan rahmet ummânına yelken açarak
Mutlak Hakikati tanır ve sevgilerin en yücesi adına Gül yüzlü sevdâlarla hemhâl olarak âyet
âyet yıkanır... O halde gelin hep berâber, Gül dalından bir mızraba râm olup, gönül tellerimizi
Gül aşkıyla akort edelim ki, gönlümüz Gülle meftûn olsun, hazâna eren kalbimiz bu kutlu
cemreyle yeniden baharı bulsun.... Yüreğimizde katmer güller açılsın, ömür defterimizdeki
sedirden sayfalar boş kalsın ve her hâlimiz gül yapraklarına yazılsın
Ve böylece bizler de; Gül
Mevsiminin ferah-fezâ ikliminde yeni bir bahara uyanalım ve mest ü mâhûr bir hayata yeniden
merhabâ diyelim
Şâirin; Esti nesîm-i nevbahar, açıldı güller
subh-dem dediği bir zaman dilimindeyiz... Şimdi Gül Mevsimindeyiz... Bahardaki dirilişi
yaşıyoruz... Her bahar gülün goncaya durmasına; her gül de; bir dirilişe, bir uyanışa, bir rahmete
vesiledir
Zâten baharın bir adı da gül mevsimi değil midir? Bu sebeple bahara; vakt-i gül,
mevsim-i gül, devr-i gül denilmemiş midir.... Bu yılki baharımız; Ay ve Güneşin Gül faslına
berâber şâhitlik ettiği müstesnâ bir bahardır... Çünkü, seyyidü ezhârül cenneh (cennet
çiçeklerinin serveri) diye vasfedilen katmer gülün açılma vaktiyle, Kâinatın Solmayan Gülünün
dünyaya teşrifleri aynı zamana - kamerî ve milâdî aynı tarihe- tevâfuk etti... İnşâAllah bu güzel
buluşma; beşeriyetin gönlünde Gül tomurcuklarının açılmasına, yeni bir müjdeli şafağın
sökmesine ve hasret kaldığımız gerçek baharların yeniden gönül semâlarımızda tulû etmesine
vesile olur
Gündönümünü yaşadığımız bu zaman dilimindeki
niyâzımız, gündönümlerinin artık Gül dönümü olması
Bu Gül Mevsiminde; hem başı dik
dağın, hem de boynu bükük sümbülün hâlet-i rûhiyesiyle, her ölçümüzü Gülden alalım;
kalbimize, aklımıza, irâdemize ve duygularımıza Gülün gösterdiği istikâmette yön verelim...
Mânanın vârisleriyken, maddenin köleliğinde körelip âmâ hâline gelen gözümüzü ve
gönlümüzü Gülün nûruyla ışığa kavuşturalım
Eğer bizler; hayatın her karesini besmeleyle
fetheder ve Yeşil Köşkün lâmbasını Gülün nûruyla yakabilirsek; işte o zaman; gönlümüz
gülşen, çehremiz rûşen, çevremiz şen olacak; duygularımıza Güle mümâsil bir renk,
ölçülerimizeGül Devrinden bir mihenk gelecek ve dünyamız, Gül mihverli bir ahenkle
gülecektir
Fakat ne çâre ki, yıllardan beri Gül Mevsiminin gül-efşân
güzelliklerini idrâk edemiyoruz bir türlü... Ne yazık ki, hazân eriyor hayatımıza, bahar
gelmeden... Ve şimdi, Hüzün Yılının en hazin günlerinden daha kederli bir zamanı yaşıyoruz ...
Kutlu Emânetin Emîn Mimârından bize kalan ve iki büyük emânet olan Kuran ve Sünnete
hakkıyla sahip çıkamıyoruz... Kuran sadece evimizin duvarında asılı kaldı; Sünnet ise ne acıdır
ki önemsenmez oldu, tartışılır hâle geldi ve inkâra başlandı
Heyhât!.. Bizler bu emânetlere
sahip çıkmak şöyle dursun, Gül mushaflı sevdâmızı yok etmek isteyenlere bile sesimizi
çıkaramıyoruz; yalnızlıktan, yılgınlıktan, yorgunluktan ve âcizlikten....
Gülü gerçek mânâsıyla gönlümüze hâkim kılamadığımız, Onun mübârek İzinden
ayrıldığımız için; yalnızız, yılgınız, yorgunuz ve âciziz... Yalnızlığımız; Müslüman olarak birbirimizi
kâmil mânâsıyla sevememekten, vahdetten ayrılıp kesrete düşmekten ve kardeşliği unutup
tefrikada karar kılmaktan... Yılgınlığımız; madde ile mânanın, ilim ile îmânın, akıl ile kalbin
terkîbini yapamamaktan, kalem, kılıç ve âsâyı; alınteri ve duâ ile yoldaş edememekten....
Yorgunluğumuz; Gülün gölgesinde nefeslenmeyip, nefsin peşinde bîtap düşmekten ve
maddeye esir olup dünyayı kalbimize yüklemekten
Ve âcizliğimiz ise; En Azîz olanı unutup,
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ölçüsünü terk etmekten, İslâm hakikatinin insana yüklediği
keyfiyeti hakkıyla anlamayıp, bunun yerine, nefsânî arzularımızı ikâme etmekten, Kuran ve
Sünnet çizgisini bırakıp, Gülün muazzez ikliminden uzaklaşmaktan
Yâ Rabbi!.. Hakkı
bilmeyi, hakikati ölçü almayı, Gülün gölgesinde kalmayı, Gül aşkını gönlümüze hâkim kılmayı,
Gülün emrettiği gibi kardeş olmayı, Gül yaprağıyla dünyadaki bütün mazlumların gözyaşını
silmeyi ve Gül ikliminde kendimizi bulmayı bizlere yeniden nasip eyle... Yâ Rabbi!.. Dünyayı
elimizden alma, fakat kalbimize de koyma
Ey En Güzel Gül!...
Ey Şâh-ı Rusül!... Sen Rabbinden Eşyânın hâkîkatini öğrenmeyi talep ederken, bu muazzam
duânın sırrına eremeyen biz kalbi vîrâneler ise; hâkikâtini bilmediğimiz eşyalara sâhip olmak
için ömür sermâyemizi boş yere tüketiyor ve evlerimizdeki eşya kalabalığı içinde Hakikat
Sırrının farkına bile varmadan beyhûde yere yorulup tükeniyoruz...
Aslında bizler; Efendimizin teri gül koktuğu için, gülü her kokladığında salâvat getiren; gül
yaprağının yere dökülmesini dahi günah addederek, kitap sayfaları arasında itinâ ile gül yaprağı
kurutan bir medeniyetin vârisleriyiz... Bu Gül Mevsiminde ellerimizi yaprak yaprak semâya
açarak; aziz milletimizin gönlünün yeniden Güle yâr olması için duâ edip yalvaralım...
Güzelliklerin hicret ettiği, huzurun terk-i diyâr edip gittiği bu mübârek vatan topraklarında
yeniden Gül fidelerinin filiz vermesi için Hakkın dîvânına gözyaşlarıyla varalım... Çünkü, Gül
kokusundaki aşk rüzgârlarından nasipdâr olanlar, seher vakti sevda yaylasının yollarını
gözyaşlarıyla aşındırırlar.. Öyleyse gelin hep birlikte, gönlümüzün sesini, gözyaşıyla ıslattığımız
Beyaz Dilekçelere cümle cümle dökerek: Yâ Erhamer-Râhimîn!.. Yeni bir Gül Cemresi düşür
Ademoğlunun gönlüne
Bu garip ümmete baharı soluklat yine
Yeniden döndür kahraman
milletimi tarihî mefâhirine
duâsını Cenâb-ı Allaha arz edelim... Âlemlere Rahmet olan
Kâinatın Efendisiden de şefâat isteyelim: Ey Emsâli Olmayan Gül!.. Kalmadı bu mazlum
ümmette, bu aziz millette artık tahammül, ne olur bize de bir gül, tebessümünle şâd olsun her
mümin gönül diyelim
Duâlarımız odur ki, son nefesinde bir demet gül isteyip,
onu koklayarak rûhunu teslim eden Hz. Ali (r.a.) gibi, bizim ömrümüzün bidâyeti de, nihâyeti de,
ilk faslı da, son faslı da Fasl-ı Gül olsun
Ve gönlümüz dâima Gül aşkıyla dolsun...
Gül Mevsiminde, Gül Yetimlerinin Güle sevdâlı yüreklerini Gül
Cemresinden mahrum bırakma Yâ Rabbi!..
Gül Efendim, gülümse bize
Gül
yüzünden nur yağsın yüreklerimize
Yalnızız, yılgınız, yorgunuz, âciziz, perişânız, günahkârız,
öyle muhtacız ki şefâatinize... Ne olur imdâd eyle bize...
Erir canlar o
Gül-bûy-ı revân-bahşın hevâsından,
Güneş titrer, yanar dîdârının bak,
ihtirâsından,
Perîşân bir niyâz inler hayâtın müntehâsından
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım Yâ Resûlallah
DR MEHMET GÜNEŞ.