Dünya Kutlu Doğumla Şenlendi...

Mesajgönderen yesillili » 17-04-2006 06:43:01

Misafir yazdı:PEYGAMBERİMİZ (SAV) KONUŞMALARINDA DAİMA ALLAH''I TESBİH EDERDİ

Peygamberimiz (sav), Allah''ın "… Ve O''nu tekbir edebildikçe tekbir et" (İsra Suresi, 111) ayetiyle bildirdiği emrine uygun olarak bir konuyu anlatırken, müminlere öğüt verirken, insanlara seslenirken veya dua ederken, hep Rabbimizi en yüce ve en güzel isimleri ile anar, O''nun gücünü, üstünlüğünü ve büyüklüğünü zikrederdi. Allah, peygamberimiz (sav)''e, insanlara nasıl hitap etmesi gerektiğini şu ayetlerle bildirmiştir:

De ki: "Ey mülkün sahibi Allah''ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin. Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin." De ki: "Sinelerinizde olanı -gizleseniz de, açığa vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah, herşeye güç yetirendir." (Al-i İmran Suresi, 26-27-29)

De ki: "… Hüküm yalnızca Allah''ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır." (Enam Suresi, 57) De ki: "Ey insanlar, ben Allah''ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O''nundur. O''ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah''a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah''a ve O''nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. (Araf Suresi, 158)

De ki: "Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve yardım için bir benzerini (bir o kadarını) dahi getirsek, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi. (Kehf Suresi, 109)

De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed''dir (herşey O''na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O''nun dengi değildir. (İhlas Suresi, 1-4)



Kim Allah''a kavuşmayı umuyorsa hiç şüphesiz Allah''ın (tespit ettiği) süresi yaklaşarak-gelmektedir. O, işitendir, bilendir.
(Ankebut Suresi, 5)

Kim cehd ederse (çaba gösterirse), yalnızca kendi nefsi için cehd etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir.
(Ankebut Suresi, 6)





Peygamberimiz (sav), bir Müslümana öğüt verirken de ona önce Allah''ın yüceliğini hatırlatmış ve şöyle demiştir:

"Allah''tan başka ilah yoktur, o tektir, şeriksizdir. Arz ve semanın mülkü O''na aittir. Bütün hamdler O''nadır, O herşeye kadirdir." de... Taşlanmış şeytandan Allah''a sığın."19

Peygamber Efendimizin her halini, ahlakını ve takvasını kendisine örnek edinen, Kuran''a ve Peygamberimiz (sav)''in sünnetine uyan her müminin konuşması da, insanlara Allah''ı, O''nun gücünü ve büyüklüğünü hatırlatan, daima Allah''a çağıran, insanlara Allah''ı sevdiren ve O''ndan korkup sakınmalarına vesile olan bir üslupta olmalıdır. Müminin her konuşmasında Allah''ı unutmadığı, her zaman Rabbimize yöneldiği belli olmalıdır.

Peygamberimiz (sav), müminlere her zaman Allah''ı sevmelerini ve kendisini de Allah''ı sevdikleri için sevmelerini öğütlemiştir. Bir hadiste şöyle bildirilmektedir:

"Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah''ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz."
Kullanıcı avatarı
yesillili
Admin
Admin
 
Mesajlar: 864
Kayıt: 04-09-2005 00:00:00

Dünya Kutlu Doğumla Şenlendi...

Mesajgönderen yesillili » 17-04-2006 15:03:01

Tüm dünya ona hasret...
Tüm dünya O'nu anıyor....

Evet Alemlerin Sultanı Peygamber efendimizin dünya'ya teşrifinin kutlandığı Kutlu doğum Haftasında; İlçemiz Müftülüğü de ilçe genelinde bir şiir ve kompozisyon yarışması tertiplemiştir.... Burada ilk dereceleri alan eserleri yayınlayamaya çalışacağız...
Ayrıca en kısa zamanda, Yeşilli'de düzenlenen Kutlu Doğum Konferansı ile ilgili bilgileri sitemizden sizlere sunmaya çalışacağız...


Resim
İlköğretim Okulları Şiir Birincisi:

YA MUHAMMED


Sahabe zamanında doğsaydım keşke
Sana o zamanlarda da inanırdım
Seni korumak için siper ederdim gövdemi
Yollar engelleyemez sana gelmemi
Engelleyemez seni yürekten sevmemi
Seni savunurdum bende
Düşmandan gelen oktan ve silahtan
Senin için ölen bir beden bırakırdım geride
Feda edilen bir candan

Senin gülün Fatima'yı
Torunların Hasan ile Hüseyin'i
Ve senin eşin Hz. Hatice'yi
Görseydim keşke Ya Muhammed (s.a.s.)
Sana hasret bu dünyadakiler
Sana hasret seni dileyenler
Gözünden kanlı yaşı dökenler
Sana hasret Ya Muhammed (s.a.s.)
En güzel sözler sana söylenince güzellik kazanır
Özgürlük için gökyüzünde güvercinler kanatlanır
Ya Muhammed (s.a.s.) sana varmak için yollar kısalır
Gönüller sana hasret, sana muhtaç
Sen Hem gönülde hem baştasın taç
Seni ister yürekler, seni ister Ya Muhammed

İncil'de beklenen ismindi Ahmed
Sana varmak kısmet olsun Ya Muhammed
Seninle çoğaldı, gönüllerde İslamiyet
Gözlerden dökülse de kanlı yaşlar
Sana varmak için kanasa da ayaklar
Sen gönüldesin Ya Muhammed (s.a.s.)
Sen gönüllerdesin.

Aysun BAĞAÇ
Bahçebaşı İlköğretim Okulu
8/A - 237



Resim

İlköğretim Okulları Kompozisyon Birincisi...

SEVGİLİ PEYGAMBERİM


En Sevgili Peygamberime!.......

Öncelikle size yüksek selam ve salavatlarımı iletiyorum. Siz alemlere rahmet kâinata sebep ve bizlere örneksiniz.
Sen Allah'ın habibisin.
Sizi çok özlüyoruz. İnşallah sizi bir kez olsa bile görürüz.
Size bu mektubu yazınca sizi bir kez bile göremediğimden, size olan özlemimden, sevgimden dolayı hıçkıra hıçkıra ağlayasım geliyor. Bunun için kendimi zor tutuyorum.

Ya Muhammed!
Seni Sonbaharda dökülen yapraklara sordum yok dediler. Ağaçlara, kuşlara hatta yerde gezen karıncalara sordum, yok, çok özledik dediler. Birde onlar bana sordu:
Ya Resulullah nerde? Var dedim, içimde, gönlümde yaşıyor ve ebedi olarak, sonsuz olarak orada kalacak dedim.

Yolda yürürken bazı çiçekler, güller gördüm. Çok güzel, mis kokuluydular. Ama bir tane vardı ki, öyle bir bitkin öyle solgundu ki'.. Adeta sararmıştı. Kırmızı gülün yanına yaklaştım. Tam koparacakken, solgun çiçek: Beni kopar ama onu koparma, dedi. Çünkü daha o taze ve narin Peygamberimize salavat çeker bırak. Ama ben ise salavat çekemem solgunum dedi.

Görüyorsun ya Resulullah kuşlar, kuzular, yerde gezen karıncalar hatta yapraklar bile seni sever. Sana salavat çeker. Senin bize yaptıkların o kadar çok ki, bizim bu yaptıklarımız çok ama çok az hatta hiç bile.

Biliyor musun ya Resulullah bize yazık çok yazık. Niye, diye sorarsan çünkü gittin gideli hırsızlığa başladık, yalancılığa başladık, iftiraya başladık ve bunlar gibi daha niceleri 'Kısacası senin ümmetine lâyik olamadık, senin ümmetin olamadık. Allah merhametli ve bağışlayıcıdır. Umarım bizi affeder. Umarım sana lâyık bir ümmetin olurum. Allah bana cenneti lâyık görür. İnşallah seni cennette görürüm. Nurun tüm cihanı kaplasın ve Rabbim beni senden ayırmasın. Cennette görmeyi nasip eylesin.


Ümmetinizden Lütfiye'

Lütfiye BAKIŞ
Sakarya İlköğretim Okulu
7/B 868



Resim

Lise Kategorisi Şiir Birincisi:

DOĞDU


Bir güneş doğdu
Öyle bir güneş ki;
Hiç batmayan,
Bulutların ardından saklanmayan,
Bütün buzları eriten,
Tüm kainatı aydınlatan,

Bir umut doğdu
Öyle bir umut ki;
Hiç ama hiç tükenmeyen,
Cansızlara can veren,
Ruha beden, bedene ruh olan,
En kuytularda çiçek açan.

Bir insan doğdu.
Öyle bir insan ki;
Katı kalplere sevgi diye akan
Bize hakkı tanıtan
Sonsuzluğa uzanan.

Bir Peygamber doğdu
O öyle bir peygamberdi ki;
Herkesin önderi, kainatın efendisi,
Kur-an dır her hali.
O öyle bir peygamberdir ki;
Onun adı; sevgi, adalet.
Onun adı; şefkat, merhamet
Onun adı; övülmüş, yani MUHAMMED!


Elif ARAZ
Yeşilli Cumhuriyet Lisesi
434 9/B



Resim

Lise Kategorisi Kompozisyon Birincisi:

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÖRNEK HAYATI VE AHLAKI



Hz. Muhammed (s.a.v.) dünyaya gelen son Peygamberdir. O sadece Müslümanların değil kainatın ve Allah'ın yarattığı tüm insanların son resulüdür. Yüce Allah dünyayı, insanları ve akla gelebilecek her şeyi sadece onun için yarattı, onun için var etti. Hz. Adem ve Hz. Havva'yı onun için affedip dünyaya gönderdi ve hürmetine şefaat edecek milyonlarca Müslümanı onun için yarattı.

O öyle mübarek, yüce bir insandır ki;doğduğu gün hazreti Amine'nin evini güneşten korumak için gölgeler düştü. Nur doldu odası ay güneş gibi doğdu ve doğduğu o mübarek günde İran'daki Hükümdar sarayının on dört sütunu yıkıldı, sava gölü kurudu ve bin yıldın beri Mecusilerin tapınaklarında yanan ateş birdenbire sönmüştü. Bu olaylar gelecekte Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamber olacağına ve insanları Allah yoluna çağıracağına, bu da bin yıllık Bizans İmparatorluğunun çökeceğine ve putperestliğin ortadan kalkacağına işaretti.

Hz. Muhammed (s.a.v.) 20 Nisan 571 yılında dünyanın en mübarek yeri olan Mekke'de doğdu. Daha dünyaya gelmeden yetim olan resulümüz küçük yaşta annesi Amine'yi de kaybetti. Daha çocukken kimsesiz kalan peygamber efendimize dedesi Abdülmüttalip bakmıştır. Evlerine bir bereket gelmiş, sanki onu ve onun çevresindekileri bir şey koruyormuş gibi ne hastalanırdı ne de başına kötü bir şey gelirdi. Kervanlara katılara ticaret hayatına atılan peygamber efendimiz Hz. Hatice ile tanışıp birlikte bir yuva kurmaya karar verdiler.

Bu arada Mekke' de cahiliye devri yaşanıyordu. Cahiliye döneminde insanlar içki, kumar, zina gibi kötü alışkanlıklara sahip ve bunun yanında kız çocuklarını diri diri gömüyorlardı. Her kabile değişik varlıklara tapıyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Hz. Hatice bu dönemde örnek anne ve baba olmuşlardır. Kız ve erkek ayırımı yapmadan çocuklarının hepsine çok değer vermişlerdir. Örneğin; Hz. Muhammed (s.a.v.)içeri girdiği zaman Hz. Fatima ayağa kalkarmış. Hz. Muhammed (s.a.v.) kızına oturmasını söyler ve onu yanağından öpermiş. Halbuki onun çevresindekiler kızlarını doğar doğmaz gömüyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.v.) bu kötü ortamdan uzaklaşmak ve huzur bulmak için Nur dağında bulunan Hirâ mağarasında inzivaya çekilir, ibadet ederdi. Yine bir gün Hirâ mağarasındayken daha önce hiç görmediği bir varlık belirdi karşısında Cebrail G.sl idi ve ona 'oku' dedi. Hz. Muhammed (s.a.v.) çok cesaretli olmasına rağmen korkmuştu ve titriyordu. Ama o endişe ve şaşkınlık içinde ona cevap verdi ve 'ben okuma bilmem' dedi bu soru ona üç kez sorulunca Hz. Muhammed (s.a.v.)'in o güzel ve mübarek ağzından 'oku, yaratan rabbinin adıyla oku o, insanı alaktan yarattı. Oku çünkü senin rabbin çok cömerttir. O insana yazmayı ve bilmediğini öğredendir' sözleri dökülmüştür. Böylece kutsal kitabımız olan Kur-an'ı Kerim'in ilk süresi olan Alak süresinin beş ayeti inmiştir.

Hz. Muhammed ilk başta bu gelenin bir vahiy olduğunun farkına varmamıştı. Hemen eve gitmiş, sabah olunca da eşi Hz. Haticeye her şeyi anlatmıştı. Hz. Hatice ona korkmaması gerektiğini söylemiş ve o dönemde yaşayan bir bilgenin yanına götürmüş. Bilgine her şeyi anlatınca onlara 'bu gelenin Allah'ın gönderdiği bir melek olduğunu ve ve bundan sonra sık sık geleceğini' söyledi. Bu konuşmalardan sonra Hz. Muhammed çok büyük bir görevle görevlendirildiğini anlamıştı.

İslamiyeti yavaş yavaş yaymaya karar vermişti. Bu yüce görevi yerine getirince çok büyük zorluk ve engellerle karşılaşan peygamber efendimiz yılmamış ve bu görevi ölene dek yerine getireceğine söz vermişti. Bu görevle görevlendirildiği için çok mutluydu. Hiç rahatsız ve aciz olmazdı. Bir gün Mekke'li müşrikler ona bu işten vazgeçmesi için büyük bir servet teklif etmişler fakat Hz. Muhammed (s.a.v.) onlara 'Ay'ı sağ elime Güneş'ide sol elime verseler "Ben Allahın yolundan dönmem demiş. Bu sözleriyle onun dünya malına değer vermediğin, onun için hiçbir şeyin görevinden önemli olmadığını dile getirmiştir.O dünya malına değer vermezdi. Allah'ın insanlara verdiği nimetler onun yaşayabilmesi için yeterliydi. O kendini kimseden üstün görmezdi. Kendisi ile konuşmak isteyenleri dikkatlice dinlerdi.

Hz. Muhammed (s.a.v.) çok sabırlı, cömert, merhametli, güvenilir, hoşgörülü ve mücadeleci idi. Çevresindekiler ona çok güvendikleri için ona 'El-Emin' derlerdi. Her şeye karşı merhametliydi. Bir gün küçük çocukların ağaçlara taş attığını gördü. Onlara kızmadan 'Allah bu nimetleri bizim için yarattı. Onları korumamız gerekirken niye zarar verelim.' diyerek öğütler vermiştir. O Kur-an' ın öğüt ve yasaklarını önce kendi yaşantısında uygulardı. Bu yüzden ahlakıyla herkese örnek oluyordu.

Nihayet bir çok zorluk ve engelden sonra amacına ulaşan Hz. Muhammed (s.a.v.) Hicret' e gitmiştir. Orada da İslamiyet'i yayan Hz. Muhammed (s.a.v.) artık herkesin sevgisini kazanmıştır. Hicret'ten dönüşünde onu karşılayan ümmeti onu görünce büyük bir aşkla hep bir ağızdan aynı sözler döküldü. 'Ay doğdu üzerimize' diyerek onu Ay'a benzetmişlerdir.

Bu yolculuktan sonra insanlara bir hutbe okumuştur. Bu hutbeyi okurken sanki öleceğini biliyormuş gibi 'Ben öldükten sonra eski davranışlarınıza dönmeyin' demiştir. Bu veda hutbesinden sonra Hz. Muhammed (s.a.v.), bu alemin yüce ve mübarek insanı dünyadan ayrılmıştı. Herkes adeta yıkılmış ve buna inanmak istememişti. Bu ayrılık tüm İslam dünyasının çok derinden üzmüştü. Hatta ona karşı olan müşrikler bile ağlayıp, çoğu Müslüman olmuştur.

Gelmedi bir daha onun gibi 'ümmetim, ümmetim diye ağlayan. O imana susayan gönüllere çare, kanayan kalplere derman oldu. Gömülen kızlar onun sayesinde hayat buldu. Kölelik devri bitti. Cahiliye dönemi sona erdi. Belki artık dünyada bulunmuyordu. Ama tüm Müslümanların ve ona inananların kalbinde yaşadı. Zor durumda kalanların yanında oldu.

Öfkeli yüreklerin üstüne bir su gibi serpildi ve biz Müslümanlara büyük bir servet bıraktı. Kur-an'ı Kerim ve onun Örnek ahlakı. Bizde bu büyük serveti koruyalım. Çünkü Allah bunlara uyanları mükafatlandıracaktır. Herkes bilsin ki tüm milletlere, tüm insanlığa doğan bu güneş, bu ay batmayacak hiçbir zaman. Bu aşkla yaşayacak müminler, bu aşkla ölecek.



Merişan ÖZTÜRK
Yeşilli Cumhuriyet Lisesi
268 10 FEN/A




Yarışmaya katılan bütün öğrencileri, dereceye giren öğrencilerimizi tebrik ediyor; yarışmayı düzenleyen Yeşilli Müftülüğü'ne ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz...

Yeşilli.Org
Kullanıcı avatarı
yesillili
Admin
Admin
 
Mesajlar: 864
Kayıt: 04-09-2005 00:00:00


Dön Köşe Yazıları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron