Mardin Hakkında Kısa Bilgiler...

Mardin'deki haberleri,gelişmeleri ve konuşulası konuları yazabilir ve yorumlayabilirsiniz!...

Mardin Hakkında Kısa Bilgiler...

Mesajgönderen celaldemir » 11-07-2006 08:17:35

Mardin'in konumu


Mardin Güneydoğu Anadolu bölgesinin Dicle
bölümünde yer alan il. Diyarbakır, Siirt, Batman, Şırnak, Şanlıurfa, Irak ve Suriye arasında yer
alır. Trafik numarası 47’dir.



İsminin kökeni

Mardin isminin
kökeni üzerinde çeşitli rivâyetler vardır. Mardin’in bulunduğu bölgeye yerleştirilen
“Marde” kavminden geldiği, bu bölgeye hükmeden bir kralın Mardin isminde
oğlunun hastalanıp havası ve suyu iyi olan Batı Kalesine gönderildiği, burada iyileşmesi üzerine
Kale’nin bulunduğu yerde Mardin isimli şehrin kurulduğu, Süryanice mukaddes
“Mara” kelimesinden geldiği, Sâsânî komutanlarından Mardius bu şehri îmâr
ettiği için şehrin eski ismi yerine bu komutanın isminin verildiği gibi çeşitli rivâyetler vardır.
Selçuklu Türkleri bu şehri fethedince, Bizanslıların “Mardie” Arapların
“Maridin” ismi yerine kendi lisanlarına uygun olarak “Mardin”
demişlerdir.


Turistik Bilgiler

Mardin, târihî eserler bakımından oldukça
zengin bir ilimizdir. Zamânımıza ulaşan eserlerden bâzıları şunlardır:

Emînüddîn
Külliyesi: Artuklu Sultanı Necmeddîn İlgâzi’nin kardeşi Emînüddîn tarafından yaptırılan
külliye; câmi, medrese, hamam, çeşme, dârüşşifâ, bimâristandan meydana gelmiştir. Külliye
çeşitli zamanlarda tâmir görmüştür. Medrese kısmı depo olarak kullanılmaktadır.


Necmeddîn Câmii: Artuklu sultanı Necmeddîn İlgâzi tarafından yaptırılmıştır. Sarı câmi,
Mâristan Câmi ve Medrese diye anılan bu câmi hâlen kullanılmaktadır. Yapım târihi kesin olarak
bilinmemektedir.

Ulu Câmi: On ikinci asırda Artukoğulları tarafından yapılmıştır. Taş
kubbe ve minâresi sanat şâheseridir. Üç giriş kapısı vardır. Câminin mihrabındaki ve ahşap
minberindeki süslemeler çok güzeldir.

Abdüllatif (Latifiye) Câmii: Artuklular zamânında
1371’de devlet görevlilerinden Abdüllatif isimli bir zât tarafından yaptırılmıştır.
Zamânımızdaki minâresini 1845’te Musul vâlisi Gürcü Mehmed Paşa yaptırmıştır. Minber
ve mahfil Selçuklu ahşap işçiliğinin orijinal örneklerindendir.

Hâtuniye Medresesi: Gül
Mahallesinde Artuklu Sultanlarından Necmeddîn Alpi’nin eşi Sitti Radviyye tarafından
yaptırılmıştır. Tâmir ve ilâvelerle, ilk orijinalitesini kaybeden eser, medrese mîmârisinin önemli
örneklerindendir. Günümüzde yıkık vaziyettedir.

Mârufiye Medresesi: Şar Mahallesinin
kuzeyindedir. Beytil Artuki veya Hacı Mâruf Medresesi adlarıyla bilinmektedir. Kitâbesi yoktur.
Mîmâri tarzından on üçüncü asır başlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Medrese, câmi ve
türbenin kapalı bir bütünlük meydana getirdiği, iki katlı açık medreselerin öncüsü sayılmaktadır.


Şehidiye Medresesi: Semanin Medresesi adıyla bilinen yapı 1239-1260 yılları arasında
yaptırılmıştır. Yapılan tâmir ve ekler yüzünden orijinalliğini kaybetmiştir. Yer yer görülen
bezemelerden medresenin ilk yapıldığında çok zengin süslemeli olduğu anlaşılmaktadır.


Zinciriye Medresesi: Medrese Mahallesindedir. 1385’te yaptırılan bu eser geniş
bir alanı kaplamaktadır. Doğu ve batı kesimlerindeki kubbeler dilimlidir. Günümüzde müze
hâline getirilmiş olup, müzede İslâm öncesi ve sonrası eserler sergilenmektedir.


Kâsımiye Medresesi: Akkoyunlu Sultanı Kâsım tarafından 1487’de yaptırılmıştır.
Mîmârî ve bezeme açısından Artuklu devri özelliklerini göstermektedir. Duvardaki silinmeyen
kırmızı izlerin şehîd edilen Sultanın kan izleri olduğu kabul edilir.

Şah Sultan Hâtun
Medresesi: Akkoyunlu İbrâhim Beyin hanımı Şah Sultan yaptırmıştır. On altıncı asırda yapılan
eserin büyük kısmı yıkılmıştır.

Harzem Tâceddîn Mes’ud Medresesi: Kızıltepe
ilçesinin 8 km kuzeydoğusunda Zerkan Suyu kıyısındadır. Artukoğullarından Melik-ül Mansur
Nâsıreddîn Artuk Aslan’ın âzâdlı kölesi Taceddîn Mes’ud bin Abdullah
yaptırmıştır. Yapılan ekler ve tâmiratlar yüzünden büyük değişikliğe uğramıştır. Günümüzde
birkaç âile ev olarak kullanmaktadır.

Kızıltepe (Dunyasır) Köprüsü: Kızıltepe-Derik
karayolunda Zerkan Suyu üstündedir. Kitâbesi olmayan köprü Artukoğulları devrinde yapılmıştır.
Kireçtaşından yapılan köprü yer yer yıkıktır. Ortada büyük, yanlarında ikişer küçük beş gözü
vardır.

Mardin Kalesi: Onuncu asırda Hamdânîlerden Abdullah bin Hamdan zamânında
yapılmıştır. Yüksekliği doğuda 1200 m, batıda 1800 m olan bir tepe üzerindedir. Kalede câmi ve
ev kalıntıları vardır. Kalede Akkoyunlulardan kalma saray ve câmi harâbe hâlindedir. Kale 800
m uzunluğundadır. Şehri kuşatan surların 6 kapısı vardı.

Rabat Kalesi: Derik ilçesinin
15 km batısında Artukoğullarının en büyük eseridir. 15 burçludur. Yer altında saray kalıntıları ve
mahzenler, su sarnıçları sağlam bir şekilde durmaktadır.

Savur Kalesi: Savur ilçesinde
olup Romalılardan kalmadır.

Aznavur Kalesi: Nusaybin yolunda onuncu asırda
Hamdânîler tarafından yaptırılmıştır.

Dârâ Kalesi: Mardin’e 30 km uzaklıkta olup
İranlılar tarafından yapılmıştır.

Dermenitan Kalesi; Mazıdağı’nın Gümüşova
köyündedir. Sarnıç, ev, erzak ambarı kalıntıları vardır.

Kız Kalesi: Saç ayağı şeklinde üç
kale olup, “Bel-el Saferan” Manastırını üç taraftan korumak için yapılan
müstahkem mevkidir.

Eski eserler: Deyruzzaferan Manastırı: Hıristiyan dünyâsının en
eski kiliselerinden biridir. Dördüncü asırda yapılmış olup Süryânîlerin dînî merkeziydi.
Mardin’e 8 km mesâfededir. Bu binâda kilise, mahzenler ve mezarlar vardır. Bugün
burada düşkünler evi ve öksüzler yurdu da bulunur. Etrâfı ağaçlıklı olup mesîre yeridir. Manastır
içinde 52 Süryânî patriğinin mezarı vardır. Deyr el-Umar Manastırı: Midyat’ta Hasköy
sınırları içindedir. Meryemana Kilisesi çok eski bir kilisedir. Bizanslılar yaptırmıştır. Fittar
Harabeleri: Derik ilçesindedir. Bir vâdi içinde 1000 x 500 metrelik bir şehir kalıntısıdır. Yekpâre
taşlarla büyük binâlar yapılmıştır.

Nusaybin’de Roma devrinden kalma kilise ve
taştan yapılmış Tâk-ı Zafer vardır. Makedonya Kralı İskender, Daryüs’ü yenince bu
zafer takından geçmiştir. Dârâ Harâbeleri: Dârâ Kalesi yanında Dârâ tarafından kurulan Dârâ
şehrinin kalıntılarıdır. Mardin-Nusaybin yolu üzerindedir. Târihin ünlü şehri
Anastiasprpolis’in günümüze kadar ulaşan harâbeleri: Suriye sınırı yakınında
Cizre’ye 20 km mesâfede olup, bu harâbelerde çivi yazılı taş ve kayalar vardır. Mardin
şehri kalıntıları: Nusaybin’in kuzeyinde olup, ilk çağlara âit, bir şehirdir. Mar Yakup:
Mermerden kabir olup Nusaybin’dedir.

Mesîre yerleri:

Çok sayıda târihî
eserlere sâhip olan Mardin’de mesîre yerleri oldukça azdır. Halk genellikle akarsu
kıyılarından mesîre yeri olarak faydalanmaktadır. Mayıs ayının ilk haftası mesire yerlerine çıkılır.
Buna Yorganlar Haftası “Sebitil Batere” denir.

Kaplıca ve içmeler:

Mardin’de şifâlı su kaynağı yok denecek kadar azdır. İldeki tek kaplıca Germiab
Kaplıcasıdır. Bu kaplıca Dargeçit ilçesinin Ilısu köyü yakınlarında Dicle Nehri kıyısındadır. İçme
ile, karaciğer, barsak ve safra yolları hastalıklarına; banyo ile romatizma nefrit, polinefrit, nevralji,
cilt ve kadın hastalıklarına faydalıdır.
__________________

Tarihi


Mardin’in bilinen târihi 3000 sene öncelere dayanır. Mardin bölgesi,
Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları dışında kalmıştır. Hititler
zamânında bu bölge, Hurri Mitanni Krallığının elindeydi. Uzun müddet Bâbil ve Asur hâkimiyeti
altında kalan Mardin’i Medler ele geçirdi. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender,
Anadolu ve İran’ı işgâl ederek imparatorluğuna ilhak etti. İskender’in ölümü
üzerine imparatorluk parçalandı. Bu bölge Anadolu gibi Selevkos Devletinin payına düştü. Pers
ve sonra Sâsânî hânedanları, bu bölgeyi ele geçirdiler.

M.S. 1. asırdan îtibâren Roma
İmparatorluğu, Toros ve Fırat ötesi Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu için İran’la mücâdele
etti. Her iki ülke arasında bu bölge el değiştirdi ve Roma tam bir hâkimiyet kuramadı. M.S.
395’te Roma İmparatorluğu bölününce Anadolu gibi bu bölge de, Doğu Roma
(Bizans)nın payına düştü.

640 târihinde hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında,
İyaz ibni Ganm kumandasındaki İslâm ordusu, Mardin’i fethederek, İslâm devletine
kattı. Sonraki asırlarda Hamdânîlerle Mervânîler, Bağdat’taki Abbâsî Halîfeliğine tâbi
olmak şartıyla bu bölgeyi ellerinde tuttular. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Mardin toprakları
Selçuklu Türklerinin eline geçti. 1098’de Türkmen boylarından Artuklular, bölgede
Selçuklulara bağlı iki devlet kurdular. Hısn Keyfâ (Hasankeyf)da kurulan Artukoğulları Beyliği
“Sökmenîler” diye tanınır. Bu beylik, 1098’den 1231’e kadar
133 yıl devâm etmiştir. Artukluların Hısn Keyfâ dalı, Eyyûbîler tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Eyyûbîler, 1232-1524 arasında 292 sene devletlerini muhâfaza etmişlerdir. Mardin’de
kurulan ve “İlgâzîler” diye tanınan beylik, 1104’ten 1407’ye
kadar 303 yıl devâm etmiştir.

Cezire-i ibni Ömer, Cizre’de 1160-1596 arasında
436 sene devâm eden küçük bir beylik kurmuştur. Zengilerin, yâni Musul Türk Atabeylerinin bir
kolu, üç beyle Cizre’de 1170-1227 arasında 47 yıl hâkimiyet kurmuştur. Mardin
bölgesine Büyük Selçuklulardan sonra Eyyûbîler, Türkiye Selçukluları, İlhanlılar,
Mısır-Suriye-Türk-Memlûk İmparatorluğu, Timurlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular hâkim
olmuştur. 1507’de İran’daki Safevîler, Mardin’i ele geçirdiler. Yavuz
Sultan Selim Han, 1517 Çaldıran Zaferi ile Safevîleri Anadolu’dan attı. Bıyıklı Mehmed
Paşa, Mardin’i fethederek, Osmanlı Devletine bağladı.

Yavuz ve
Kânûnî’nin, Salâhaddin Eyyûbî’ye büyük saygıları olduğundan “Hısn
Keyfâ”daki Eyyûbî Melikliğinin bir müddet devâmına müsâade etti. Osmanlı devrinde
Mardin “Diyâr-ı Bekr” Beylerbeyliğinin (eyâletinin) 24 sancağından (vilâyetinden)
biriydi. Tanzimattan sonra “Diyâr-ı Bekr” eyâletinin üç sancağından biri oldu. 5
kazâsı vardı. İstiklâl Harbinde Mardin halkı mücâdelesini silâhsız, fakat birlik içinde düşmanı
korkutarak yapmıştı. İcap etseydi Mardin de düşmana karşı kahramanca savaşırdı.
Mardin’de düşmana karşı mücâdele şu şekilde verildi:
Mardin önce İngilizler
tarafından işgal edilmek istendi. Irak Siyâsî Komiseri Nüel, Mardin’e gelerek, şehrin ileri
gelenlerinden Mardin’in teslimini istedi. Mardinliler işgâle karşı silâhlı mücâdele
yapacaklarını söylediler. 1919 senesinde Londra’da imzâlanan îtilâfnâme îcâbı
Fransızlar, Mardin’in teslimi için Fransız kumandanlarından Norman’ı
gönderdiler. Fransız kumandanı Norman, iki Fransız subayı ve kaleye çekilmek üzere bir Fransız
bayrağı ile istasyona indi. Mardinliler sırtlara ve tepelere bolca çadır kurarak bu çadırlarda asker
olduğu şâyiasını yaydılar. Ellerindeki silâh ve atlarla çeteler kurdular. İstasyonda silâhlı, eli
kazma, kürek, satırlarla dolu halk Norman’ı karşıladı. Norman, Mardin’in teslim
olmasını istedi. Mardin’in Avrupa şehri gibi onarılıp mahallî hükümet kurulacağını
söyledi. Mardin ileri gelenleri; “1071’den bu yana Türk ve 640’tan bu
yana Müslüman olan Mardin Müslüman ve Türk kalacaktır, asırlardır Türk toprağı olan Mardin
Suriye’ye de bağlanamaz, zor kullanırsanız savaşa hazırız.” dediler. Mardin şehir
halkı, Norman’ın yanındaki subayın elindeki Fransız bayrağını alıp parçaladılar. Mardin
ileri gelenleri, Norman ve iki Fransız subayına bir ziyafet verip bu yemekte kendilerine;
“Mardinliler tek bir vücut gibi birlik içindedir. Tek bir Mardinli kalmayıncaya kadar
ölmeye yemin ettik” dendi. Norman korktu ve trenle Mardin’den ayrıldı ve
Diyrabakır’a da gitmekten korktu. Mardinlilerin bu kahramanca hareketi, hem
Mardin’i hem de Diyarbakır’ı Fransız işgalinden kurtardı. Cumhûriyet devrinde
Mardin, 1923’te il merkezi olmuştur.



[/b]
Kullanıcı avatarı
celaldemir
 
Mesajlar: 20
Kayıt: 10-09-2005 00:00:00

Dön Mardin'den Haberler & Konuşulası-Tartışılası Konular...

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron